SANAL PORTFÖYÜM
ABD Doları
3.4964 0.05
Euro
4.1105 -0.03
Euro-dolar
1.1756 -0.05
Dolar-yen
109.76 0.18
BİST-100
108594.45 -0.02
BİST-30
133514.15 -0.10
Altın
1284.49 -0.05
Altın Gramı
144.39 0.01
Brent Petrol
51.60 -0.02
Gümüş
16.98 -0.08

Brexit, göçmenler ve yabancı düşmanlığı

Brexit, göçmenler ve yabancı düşmanlığı


Muhafazakar Parti öncülüğünde canlandırılmaya (/diri tutulmaya) çalışılan “İngilizlik” (Birtishness) İngiliz siyasal söyleminde zenofobinin(Xenophobia) de normalleştirilmesi süreci ile birlikte evrildi. Brexit referandumu özünde AB’nin İngiltere’nin egemenliğini aşındırıcı yapısı ve AB’nin demokrasi açığı ekseninde şekillendirilirken kampanya süresince Müslüman-karşıtlığı, terör (özellikle de cihatçı terör) ve farklı toplulukların sosyal uyum problemleri siyasi elit tarafından İngiliz toplumunun çok kültürlü yapısına yönelik meydan okumalar olarak hatırlatılan tali konular olarak öne çıkartılmıştır.



“Brexit” AB’den çıkış referandumu olarak tanımlanmaktadır, fakat Eichenberg ve Dalton’ın da iddia ettiği gibi “kamuoyunun Avrupa entegrasyonuna verdiği destek üye devletin yerel dinamiklerden etkilenmektedir.”  Bu çalışmada Brexit’in önemli açıklayacılarından birisi olan göçmen-karşıtlığının hangi koşullarda ortaya çıktığı incelenecektir.  Bu çalışmada Brexit’in önemli açıklayacılarından birisi olan göçmen-karşıtlığının hangi koşullarda ortaya çıktığı incelenecektir.

Kim bu yabancılar?

Brexit süresince siyasal söylemde canlı tutulan “yabancı düşmanlığı” (i) kıta Avrupasından gelen AB vatandaşı göçmenler ve (ii) AB dışından gelen göçmenler – ki son zamanlarda bu özellikle savaş bölgelerinden kaçan ve çoğunluğu Müslüman olan mülteci ve göçmenler olarak gruplara yönelik olarak gözlenebilir. 



İlk grup olan AB üyesi ülkelerden gelen göçmenler – ki bunlar aslında ilgili AB literatüründe göçmen olarak adlandırılmamaktadır – Birleşik Krallık’ta Brexit sürecinde daha genel olarak Avrupa Birliği ve entegrasyon sürecine karşıtlık ile ilişkilendirilebilir. Bu göçmenler İngiltere’deki istihdam ve iskân politikaları açısından diğerlerine göre daha düşük maliyetli olan gruptur. Kültürel olarak ortak Avrupa değerleri bağlamında ötekileştirilmesi en güç olan grup olarak düşünülebilir, zira Judeo-Hristiyan Rönesans ve aydınlanmacı ortak kültürün paylaşıldığı grup olarak değerler itibariyle değil daha ziyade ekonomik kaygılar bağlamında bu grup İngilizler açısından “öteki” olarak addedilmiş ve sosyokültürel farklılaşmalar daha arka planda tutulmuştur. 



Brexit savunucularının benzer bir şekilde ötekileştirdiği ve bu bağlamda Brexit söylem ve savlarını destekledikleri ikinci grup birincisine kıyasla daha ziyade kültürel zıtlıklar zemininde dışlanmıştır. Farklı dinsel ve kültürel değerleri beraberinde taşıyan bu grup ya bir savaş ve çatışma ortamından kaçarak Birleşik Krallığa sığınmışlar, ya da AB’nin göçmen uygulamaları ve göç politikaları nedeniyle Avrupa sınırlarının geçişkenliği sayesinde Birleşik Krallığa ulaşmışlar, ikinci ve üçüncü jenerasyon göçmenler/mülteciler vatandaşlık ve oturum haklarına kavuşmuş olsalar dahi kültürel olarak özellikle muhafazakar ve milliyetçi İngilizler tarafından devamlı olarak “öteki” olarak konumlandırılmıştır. Bu bağlamda “İngilizlik” daha ivedi bir şekilde konsolide edilebilmiştir. 



İngiliz kamuoyu 1970lerin başından beri diğer üye devletlerin kamuoyları ile kıyaslandığında genel olarak daha Avrupa-şüpheci bir tutum sergilemektedir. 2016’da yapılan Standard Eurobarometer’a (EB No. 85) göre İngiliz kamuoyunda AB imajı ile ilgili olumlu (yüzde 31), olumsuz (yüzde 36) veya nötr (yüzde 31) tutum belirtenler hemen hemen birbirinin aynı iken “negatif imaj” algılayanlarda bir önceki yıla kıyasla yüzde 5 oranında bir artış gözlenmiştir. İngilizlerin AB’ye karşı AB ortalamasından yüzde 9 daha negatif oldukları da görülmektedir.



Ulusal İstatistik Kurumu Eylül 2016 verilerine göre Birleşik Krallık’ta yaklaşık 596.000 göçmen vardır, bunların 268.000’ını AB üyesi ülkelerin vatandaşları oluştururken, 257.000 AB üyesi olmayan ülkelerden gelmişlerdir.  İngiliz nüfusunun yaklaşık yüzde 13’ü göçmenlerden oluşmasına rağmen Transatlantik Eğilimler Araştırması’na (TEA) (2014) göre İngiliz kamuoyunun yüzde 55’i ülkedeki göçmenlerin “çok fazla” olduğunu düşünmektedir, “az” olduğunu düşünenlerin oranı ise sadece yüzde 13’tür.



Oxford Üniversitesi Göç Gözlemevi’nin 2016 Kasım’ında yayınladığı nota göre göç ve göçmen konusu son yıllarda giderek daha göze çarpan bir konu haline gelmiştir (Şekil 1). İngiliz kamuoyu göçü en önemli temel sorunlar arasında kabul etmektedir. 2016’da yapılan Eurobarometer’a (EB No. 85) göre İngiliz kamuoyunda İngiltere’nin karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlar göç (yüzde 38; altı ay sonra tekrarlanan Standard EB86’da bu oran yüzde 25’e düştü), sosyal güvenlik (yüzde 26), ve terörizm (yüzde 23) olarak tanımlanmıştır.



Göçmen göçmendir:

AB-içi ya da AB-dışı göçmenlere yönelik tutumlar arasında büyük farklılıklar yoktur. TEA (2014)’e göre İngilizlerin yüzde 52’si AB-içi göçmenler yüzde 55’i ise AB-dışından gelenler ile ilgili endişelerini dile getirmektedirler. 2016 yılında yapılan Eurobarometer’da (EB No. 86) AB-içinden gelen göçmenler sorulduğunda, bir önceki tura (EB No.85) göre 9 puanlık artışla, İngilizlerin yüzde 58’i olumlu görüş bildirdi. AB vatandaşlarının İngiltere’de yaşama hakkını destekleyenler yüzde 58 iken sadece yüzde 17’si AB vatandaşlarına İngiltere’de çalışma hakkı verilmesini “kötü” bir şey olarak kabul etti.



Ekonomi-kültür ekseninde göçmenler zenginliktir:

İngiliz kamuoyuna göre ekonomi-kültür ekseninde göçmenler daha fazla zenginlik demektir. Çoğunluk göçmenlerin ekonomiye olumlu katkı yaptıklarını düşünürken, kültürel açıdan göçmenlerin pozitif katkıları ve götürülerinin olduğunu düşünenlerin oranı birbirine yakındır. TEA’nın (2014) bulgularına göre İngilizlerin yüzde 57’si göçmenlerin “sosyal hizmetlere yük” olduğunu, yüzde 47’si ise “işlerini ellerinden aldıklarını” ifade ederken kamuoyunda göçmenlerin bazı iş kollarında istihdam kaynağı olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 73’tür. Göçmenler ve pozitif ekonomik getirileri düşünüldüğünde halkın yüzde 58’i göçmenlerin yeni işletmeler açarak istihdam yarattıklarını dile getirmektedir.



Göçün algılanan bir diğer ekonomik boyutu daha vardır. İngilizlerin yüzde 3’ü göçmenlerin ailenin diğer üyeleri ile birleşimi için, yüzde 6’sı iltica talebiyle ve diğer yüzde 6’sı okumak için geldiklerini düşünürken yüzde 40’ı sosyal hizmetlerden faydalanmak yüzde 46’sı ise çalışmak için İngiltere’ye geldiklerini düşünmektedir (Şekil 2). Bu veriler ışığında AB’nin diğer ülkeleri ile kıyaslandığında İngilizlerin göçmenlerle ilgili ekonomik kaygılarının daha yüksek olduğu gözlenir.





Hükümetin karnesi zayıf!



İngiltere’ye göçmenlerin gelmesine karşıtlık son dönemlere ait bir olgu değildir. İngiliz Seçim Çalışması (British Election Study) 1964 yılında Bağımsız Devletler Topluluğu’ndan gelen göçmenler ile ilgili yaptığı kamuoyu yoklamaları 2016’ya kadar geçen sürede İngilizlerin ülkede çok fazla göçmen olduğunu düşündüklerini ortaya koymuştur. İngiliz Sosyal Tutumlar Çalışması (British Social Attitudes Survey) 2013 yılı verilerine göre İngiltere’de yaklaşık dört kişiden üçüne göre göçmenlerin girişi azaltılmalıdır. İngiliz kamuoyunda on kişiden üçü hükümetin göç politikalarını desteklememektedir (TEA 2014). Hükümetin göçmenler konusundaki performansına verilen destek ideolojik olarak anlamlı bir değişiklik göstermemektedir. Net onay değerlerine bakıldığında 2014 yılında hükümete verilen desteğin kendini sol ve merkezde ideolojik olarak konumlandıran seçmenlerin diğerlerine kıyasla ve 2013 yılı değerlerine kıyasla daha eleştirel olduğunu görülür (Şekil 3).





Sonuç olarak;



Bu çalışmadaki bulgular Brexit kararının uygulamaya konmaya başlamasıyla farklı bir noktada evrilebilir. Özellikle göçmenler ile ilgili Brexit öncesi kamuoyunda hâkim olan karşıtlık durumu referandum sonrasındaki anketlerin gösterdiği kadarıyla “yumuşama” eğilimi göstermiştir. Brexit sonrasında göçmenler konusunda İngilizlerin daha az olumsuz bir tutum takındığını gözlense de Brexit sonrası yapılan araştırmalar kamuoyunda genel olarak yabancı düşmanlığı ve ırkçılığın arttığını ortaya koymaktadır. Özellikle AB-içi göçmenlerin İngiltere’deki yaşama ve hatta çalışmaları ile ilgili tutumlar Kasım 2016 EB 86’nın ortaya koyduğu gibi daha “davetkar” bir İngiliz kamuoyuna işaret etmektedir. Fakat bu eğilim, Brexit sonrası geçiş süreci içerisinde dinamik bir seyir izleyebilir. Başbakan May’in Lizbon Antlaşması’nın 50. Maddesini uygulamaya koymasının ardından geçecek olan süre içinde ortaya çıkması muhtemel durumlar şu şekilde özetlenebilir (i) İngiliz siyasi eliti referandum öncesi yürüttüğü katı Brexit yanlısı tavrını yumuşatabilir, bu doğrultuda kendi seçmeninin de aynı doğrultuda kanaatini değiştirmesi beklenebilir (ii) AB ile kabul edilecek “çıkış stratejisi” ne derece esnek ya da katı olursa olsun, ekonomik etkileri siyasi etkilerinden daha hızlı bir şekilde hissedilecektir. Ekonomik tahminler ve beklentiler doğru çıkar ve özellikle istihdam politikaları açısından İngiliz ekonomisi Ortak Pazar’ın dışında kalırsa ve ekonomik daralma görülürse AB-içi göçmenlere yönelik olumsuz tutumlarda ciddi bir düşüş beklenebilir. Keza bu çalışmanın da ortay koyduğu gibi göçmenlerin algılanan kazançları maliyetlerinden (özellikle ekonomik) ağırlıklı olarak daha yüksektir.


brexitgöçmenab
  • Yasal Uyarı

    finanstrend.com, İstanbul Ticaret Odası'na kayıtlı olan Finanstrend İnternet Hizmetleri Ltd Şti tarafından hazırlanmaktadır. Veriler gecikmelidir. finanstrend.com verilerin sekansı, doğruluğu ve tamlığı konusunda herhangi bir garanti vermez. Veri yayınında oluşabilecek aksaklıklar, verinin ulaşmaması, gecikmesi, eksik ulasması, yanlış olması, veri yayın sistemindeki performansın düşmesi veya kesintili olması gibi hallerden oluşan herhangi bir zarardan finanstrend.com sorumlu değildir. BİST, verinin sekansı, doğruluğu ve tamlığı konusunda herhangi bir garanti vermez. Veri yayınında oluşabilecek aksaklıklar, verinin ulaşmaması, gecikmesi, eksik ulaşması, yanlış olması, veri yayın sistemindenki performansın düşmesi veya kesintili olması gibi hallerde Alıcı, Alt Alıcı ve/veya Kullanıcılarda oluşabilecek herhangi bir zarardan BİST sorumlu değildir. Finansal veriler Matriks araciligiyla saglanmaktadir. BİST verileri Matriks tarafından sağlanmaktadır ve 15 dakika gecikmelidir. BİST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BİST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BİST'ye ait olup, tekrar yayınlanamaz. Bu sayfada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

    BİST Uyarı