Spam filtreleri nedeniyle üyelik aktivasyonunda ve bülten alımında sorun yaşanabilmektedir. Böyle bir sorunla karşılaşırsanız lütfen iletisim@finanstrend.com adresine mail atınız.
İlginize teşekkür ederiz.
Euronun sonu geldi mi? 10.03.2010 21:25:37 - MURAT ARIN finanstrend.com
Son yıllarda döviz konusu açıldığında temel beklentiler doların rezerv para konumunu yitirmesi, değer kaybetmesi ve önemsiz bir para birimi haline dönüşmesi üzerine odaklanıyordu. Bu tartışmalardan en çok yarar sağlayan para birimi ise Euro'ydu, merkez bankaları rezervlerinde tuttukları Euro miktarını artırdı, yatırımcıların önemli bölümü varlıklarını dolardan Euro'ya kaydırdı. 2007 kriziyle birlikte ABD'nin bütçe açıklarının ve borçlarının şişmesi, dolardan kaçış eğilimini hızlandırdı. Merkez bankalarının bilançolarındaki dolarlardan nasıl kurtulabilecekleri konuşulmaya başlandı. Ama son birkaç ayda görünüm ve beklentiler baştan sona değişti. Euro önemli bir devalüasyona uğradı ve iki ayda dolar karşısında yüzde 10 değer kaybetti. Artık Euro'nun geleceği tartışılıyor ve pek de parlak gözükmüyor.
ABD'nin artan borçları karşısında dolar çok güven vermiyordu ama açıkçası Avrupa'nın oturmamış birliği ve riskli bankacılık sistemi nedeniyle Euro'yu bir alternatif olarak göremedim. Son dönemde borç krizinin bir iki yıl sonra Avrupa'yı da vuracağı açıkça gözüküyordu. Ama Yunanistan'ın borçlanma sorunlarının patlak vermesiyle kriz öne çekildi ve göz ardı edilen sorunlar hararetli biçimde tartışılmaya başlandı. Hep tekrarladığım gibi sorun Yunanistan değil. Euro Bölgesi içindeki ülkelerin borç sorunlarının nasıl çözüleceği.
Yunanistan bu yazıyı hazırlarken Der Spiegel'de hazırlanan bir haberde iddia edildiği gibi 20-25 milyar Euro destekle kurtarılabilir. Sorun bu değil zaten. O zaman Portekiz, İspanya, İrlanda, hatta İtalya ve Belçika'ya ne kadar kaynak aktarılacak? Yunanistan'ın kabaca büyüklüğünü diğer ülkelerle kıyaslayıp üstünkörü bir hesap yaparsak rakamın 250-300 milyar Euro'nun altında kalmayacağı anlaşılıyor. Almanya ve Fransa önderliğindeki Euro Bögesi ülkeleri böyle bir destek vermeleri mümkün mü? Alman ve Fransız bankalarının sadece Yunanistan, İrlanda, Portekiz ve İspanyol bankalarında riskleri 900 milyar dolar. İşin içine İtalya'da girerse bu iki bankalarının kaybedebilecekleri varlık 1.5 trilyon Euro'yu aşıyor. Rakamlar bu boyutlardayken krizin Yunanistan'da kontrol edilemeyip Portekiz ve İspanya'ya sıçraması bile herkesin kendi derdine düşeceğini ve başının çaresine bakacağını gösteriyor.
Bu yazıyı hazırlarken yapılan resmi açıklamalarda bir yardım rakamından hiç söz edilmedi. Bunun nedeni böyle bir yardımın verilemeyecek olması değil yukarıdaki gerekçelerle diğer ülkelere sıçrama yaşanması durumunda yapılacak hiçbir şey kalmaması. Piyasalar da AB yöneticileri de bu durumda, ne Euro ne birlik geriye hiçbir şey kalmayacağının farkında.
Bu durumda Euro Bölgesi ülkelerinin önünde iki seçenek kalıyor. Bunlardan ilki ve en kolay gözükeni borç sorunu olan ülkeleri Euro Bölgesi'nin dışına çıkarmak. Burada ise iki engel var. Birincisi çok zor ve özveriyle oluşturulan bir parasal birliğin bu kadar kolayca dağılmasına göz yumulabilecek mi? "Burunlarından kıl aldırmayan" AB siyasileri böyle bir yenilgiyi kolayca kabul edebilecek mi? Bu sorunun yanıtı elbette hayır. Tek başına Yunanistan'ı atmak çözüm olsa belki "geçici" bir önlem diye formüle edilip anlatılabilir. Ama aynı çözümün İspanya hatta İtalya için dayatılması durumunda Euro neredeyse Almanya ve Fransa'nın parası haline dönüşecek. Bu da belki de kolay kolay geri dönülemez biçimde parasal birliğin dağılması demek.
İkinci seçenek ise özellikle sorunlu ülkeler için ağır maliyetler içeriyor. AB ülkeleri "mali yardım" yoluna gitmeden, parasal birliği bozmadan yola devam etmek zorunda. Bunun için ülkelerin bütçe disiplinine geri dönmeleri, açıkları hızla azaltmaları ve borçlanabilir hale gelmeleri gerekiyor. Bu kez "bu yük bu ülkelerin vatandaşlarına nasıl ödetilecek?" sorusu gündeme geliyor. Bu ülkelerin hepsinde toplumsal örgütlenme çok güçlü. Yunanistan'da önlemlerin gündeme gelmesiyle birlikte sendikal eylemler, grevler başladı bile. İşsizliğin yüzde 20'ye dayandığı İspanya'da benzer önlemleri almak çok daha zor olacak. Bunun sonucunca Euro Bölgesi parasal olarak bölünmese bile siyasi olarak darmadağın olacak. Daha ileri bir noktada dışarıdan mali disiplin yönünde gelen baskılarla içeriden buna karşı çıkan tepkiler arasında kalan hükümetler belki Euro'dan çıkmayı kendileri tercih etmek durumunda kalacak.
Üç ay önce garip karşılanabilecek bu senaryolar bugün çok uzak değil. Ülkeleri mali disiplin altına sokmanın büyümeyi frenlemesi, işsizliğe bağlı sosyal sorunları patlatması ve bunun sonucunda oluşacak tablo tartışılıyor. Ve bu senaryoların içinden bir çözüm üretilemediği için anlaşılan tek nokta Euro'nun yakın geleceğinin hiç de parlak olmadığı.
Hiç konuşulmayan ve çok küçük bir olasılıkla gündeme gelecek bir seçenek ise Euro'nun değer kaybetmeye devam etmesi, güçlü ya da güçsüz ekonomi ayrımı yapılmadan, Türkiye'de ve diğer gelişen ekonomilerde defalarca olduğu gibi tümden bir ekonomik yıkımın kabul edilmesi ve yapının sağlam temeller üzerinde yeniden inşa edilmesi olabilir. Bu durumda da maliyet AB'nin içinde yer alan tüm ülkelerin vatandaşlarının sırtına yıkılacaktır. Ve bu da birliğin kötü günde test edilmesi anlamına gelecektir. Almanlar'ın ya da Kuzey ülkelerinde yaşayanların güneydekilerin sorunlarını paylaşmak istemeleri yok denecek kadar zayıf bir ihtimal.
Ne yazık ki Euro yalnızca Avrupa'nın değil net bir çözüm yolu bulununcaya kadar tüm dünyanın sorunu olacak.
Murat Arın'ın Forbes dergisi Mart sayısında yayınlanan yazısından bir bölümdür.
MURAT ARIN Forbes Türkiye Yayın Danışmanı - finanstrend.com Kurucu Editörü
finanstrend.com, İstanbul Ticaret Odası'na kayıtlı olan Finanstrend İnternet Hizmetleri Ltd Şti tarafından hazırlanmaktadır. Veriler gecikmelidir.
finanstrend.com verilerin sekansı, doğruluğu ve tamlığı konusunda herhangi bir garanti vermez. Veri yayınında oluşabilecek aksaklıklar, verinin ulaşmaması, gecikmesi, eksik ulasması, yanlış olması, veri yayın sistemindeki performansın düşmesi veya kesintili olması gibi hallerden oluşan herhangi bir zarardan finanstrend.com sorumlu değildir.
İMKB, verinin sekansı, doğruluğu ve tamlığı konusunda herhangi bir garanti vermez. Veri yayınında oluşabilecek aksaklıklar, verinin ulaşmaması, gecikmesi, eksik ulaşması, yanlış olması, veri yayın sistemindenki performansın düşmesi veya kesintili olması gibi hallerde Alıcı, Alt Alıcı ve/veya Kullanıcılarda oluşabilecek herhangi bir zarardan İMKB sorumlu değildir.
Finansal veriler araciligiyla saglanmaktadir. İMKB hisse verileri 3 dakika gecikmelidir. İMKB isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez.
İMKB ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen İMKB'ye ait olup, tekrar yayınlanamaz.
Bu sayfada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.