SANAL PORTFÖYÜM
ABD Doları
3.5521 -0.25
Euro
3.8707 -0.16
Euro-dolar
1.0895 0.20
Dolar-yen
111.52 0.23
BİST-100
94655.31 0.40
BİST-30
116665.38 0.50
Altın
1268.41 0.31
Altın Gramı
144.85 0.06
Brent Petrol
51.83 -0.40
Gümüş
17.23 -0.18
Tersyüz

KEREM DALBUDAK

.

Tersyüz

Uluslararası piyasalarda, özellikle de gelişmekte olan piyasalarda 2007’nin tam tersi bir yıl geçiriyoruz. Nasıl geçen sene yarım bardak suya “yarısı dolu” diye bakılıyordu ise, bu yıl da tam tersi “bardağın yarısı boş” yaklaşımı sergiliyor yatırımcılar. İyi haberler hemen tüketilip, kenara atılıyor, en fazla kısa vadeli iyimserlik yaratsalar da, hep satış fırsatı olarak kullanılıyor. Konu yeni pozisyon açmaya geldiğinde ise herkes bir sürü argüman ortaya koyarak, “neden yeni pozisyon alınmaması gerektiği” konusunda kendini haklı çıkartmaya çalışıyor. Peki bu argümanlar bu seneye özel mi ? Uluslarası piyasalardaki likidite krizi bugün mü başladı? Ya da geçtiğimiz yıllarda Türkiye’nin cari açığı yok muydu ? Peki ya petrol fiyatları? Sene başında 30 Amerikan Doları idi de bir anda mı 140’lara dayandı ? Hepimiz bu yukarıda saydıklarımın hiçbirinin sadece 2008’de yaşanan gelişmeler olmadığını biliyoruz aslında. Tüm bu faktörlerin 2007’yi komple pas geçip, 2008’de tsunami etkisi yaratmasının asıl sebebi kurumsal yatırımcılar, özellikle hedge fonların geçen yıllarda ettikleri tatlı karın etkisinde oluşlarıydı. Rüya bitince, bir anda ayaklar yere basmaya başladı, hatta yere basmakla kalmadı, psikoloji o kadar bozuldu ki realizm yerini kötümserliğe bırakacak noktalara geldi. Böyle olunca da, 2007’de “risk iştahı” olarak açıklanan anormallik, tersine dönüp, karşımıza her türlü riskten kaçınma olarak çıkıyor. Türkiye özeline baktığımızda değişen sadece iki faktör oldu. Birincisi yıllardır inatla savaştığımız ve tek haneli rakamlara kadar indirdiğimiz enflasyonun hortlaması oldu. Ki bunda geçmiştekinin aksine bizim günahımız sınırlı. Ağırlıklı olarak dünyadaki artan petrol ve emtia fiyatlarına bağlı bir enflasyon şu an yaşadığımız. Piyasalar üzerindeki faturası ise Merkez Bankası’nın süregelen (ve hatta sene başında da tüm kurumların süreceği konusunda mutabık kaldığı) faiz indirim politikasını rafa kaldırıp, tam tersi yönde hareket etmeye başlaması oldu. Bir diğer deyişle, sıcak para politikasını sürdürebilme adına (çoğunlukla da, bugüne kadar atılan tüm olumlu adımları da hiçe sayan kredi derecelendirme kuruluşları sayesinde) dünyanın en yüksek reel faizlerini veren ülkemiz, artan enflasyon ortamında da benzer duruşunu korumak zorunda kaldı. Bu da ister istemez yılbaşından beri sadece hisse senetlerinde yaşanan sert düşüşün hazine bonolarına da sıçramasına sebep oldu. Yazıyı klavyeye aldığım şu günlerde ise Temmuz ve Ağustos aylarındaki yoğun itfaların nasıl karşılanacağı, buradan çıkacak likiditenin nereye gideceği merak konusu. Hisse senetlerinde ise durum daha da acaip. Geçtiğimiz hafta İMKB 100 endeksi, Ergenekon soruşturmasının da etkisi ile, son 2 yıldaki en düşük seviyesi olan 32,600 puana inip, bu seviyeden sert tepkilerle karşılaşırken, birçok hisse senedi, özellikle finans sektöründeki şirketler, son 5 yıldaki en düşük fiyat seviyelerine ulaştılar. Fiyat/Kazanç oranları 2001 krizindeki seviyelerin bile altını görürken, bu fiyatlarda bile yatırımcıların tereddüt etmeleri, daha düşük fiyatları beklemeleri psikolojinin ne kadar bozulduğunun iyi bir göstergesi olsa gerek. Bunda tabii ki yukarıda bahsettiğimiz faktörlerin ikincisinin de rolü büyük; politik belirsizlik. Yıllardır hem ekonomi hem de piyasalar anlamında tek parti iktidarının, yani politik istikrarın nimetlerinden faydalanan ülkemizde bir anda yıllardır yaşamadığımız bir politik belirsizlik ortaya çıktı. İşin kötü tarafı, geçmişte bu durumlarda çeşitlil senaryolar üretebilir, ortaya çıkabilecek sonuçlara göre kendimizi pozisyonlandırabilirdik. Sanırım istikrara o kadar alıştık, belki de tembelleştik ki, artık bunu da yapamaz olduk. Anayasa Mahkemesi’ndeki kapatma davasının sonucunun ne zaman alınacağı, buna göre yakın gelecekte politik arenada ne tarz gelişmeler olabileceği konusunda kimsenin en ufak bir fikri yok. Ortaya atılanlar ise tamamen spekülasyondan ibaret. Çünkü sonuç aslında yakın politik geçmişimiz için tam bir Milad olabilir ve sonrasında olabilecekleri şu an için kimse bilmiyor. Dolayısı ile fiyatlar ne kadar cazip olursa olsun, 1-3 ay sonrasında olabilecek gelişmelerin riskini kimse, özellikle yabancı yatırımcılar almak istemiyor ve bu da yeni pozisyonların açılmasına ve kalıcı olmasına engel oluyor maalesef. Geriye kuvvetini koruyan bir tek döviz piyasası kalıyor, ki her ne kadar dolar kuru 1.16’lardan şu anki 1.22’lere gelmiş olsa da, yukarıda bahsettiğimiz diğer piyasalara oranla oldukça sağlam duruyor. Anlaşılan o ki, birileri hisse senedi ve bonoda yazdığı zararları dövizde de yazıp, reel anlamda da zarar etmek istemiyor. Bunda tabii Türk Lirasına dayalı varlıklar üzerine yazılan türev ürünlerin de etkisi yok değil. Durum böyle olunca dövizde geçtiğimiz yıllarda yaşadığımız seyrin devamını gözlemliyoruz. Ekonomik ya da politik alanda çok majör bir değişiklik olmadığı sürece de bu duruş değişmeyecek gibi görünüyor. Yukarıda bahsettiğim yoğun itfalardan kaynaklanan likiditenin dövize kayması durumunda dahi, şu an 106 milyar USD’a ulaşmış bulunan yerli yatırımcıların döviz birikimlerinin kurun sert biçimde yükselmesini sınırlayıcı bir etki yapacağına inanıyorum. Yurtdışına, özellikle ABD’ne gelince. Geçen seneden beri yazageldiğimiz beklentilerden farklı bir gelişme yaşanıyor şu ana dek. Kriz finansal kurumlar ve (fiyatları düşen) gayrımenkul sektörü ile sınırlı kalırken, neredeyse 1 yıl boyunca dillendirilen resesyon senaryosu gerçekleşmedi, tam tersi 1. çeyrekte % 1’lik bir büyüme gerçekleşti. Yine beklendiği gibi, finansal kurumların batışlarına ya da çalışan sayısını azaltarak küçülmelerine, geçtiğimiz yıllarda ettikleri karları çöpe atacak anormal büyüklükte zararlar açıklamalarına şahit olduk. Önümüzdeki haftalarda bunların devamı da gelecektir. Ama şu ana kadar yaşananlardan anlaşılan o ki, hem ABD hem de Avrupa Merkez Bankaları bu kurumları rahatlatmak adına gereken herşeyi yapmaya devam edecek. Bu tabii ki, piyasalardaki dengelerin bozulmasına ya da borsaların tepetaklak olmasına engel değil ama en azından sokaktaki adamın cebindeki paranın pul olmasına engel olunacak. Bu da dünyadaki ekonomik dengelerin bir şekilde süreceğine ve hayatın bir şekilde devam edeceğine inandırıyor doğrusu beni. Bu dengesiz ve volatil piyasalarda nasıl para kazanılacağına gelince, “Şeytanınız bol olsun” demekten fazla birşey gelmiyor elimden. Çünki bu iş tamamen kumara döndü artık. Aldığınız pozisyonun gönül rahatlığı ile günü kapatıp evinize gidiyorsunuz ve sabah dünyanın bir ucunda gelen garip bir rapor ya da haberin etkisi ile aldığınız pozisyona pişman bir şekilde uyanıyorsunuz. Hal böyle olunca da tavsiye edebileceğim şey, yatırım vadenizi oldukça uzun olarak belirlemeniz, buna bağlı olarak da yatırım yaptığınız fiyatların aldığınız riske göre daha cazip olmasına dikkat etmeniz. Bu ister ekonomik, ister politik risk olsun. Bu finansal krizin başından beri yatırımcılara temkinli olmalarını tavsiye ediyorum ama bu, yeri geldiğinde riskleri de alabilmeyi içeriyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Tersyüz

Bir şarkısın sen, ömür boyu sürecek

Sulandırılmış kapitalizm

Küreselleştiremedik- lerimizden misiniz?

  • Yasal Uyarı

    finanstrend.com, İstanbul Ticaret Odası'na kayıtlı olan Finanstrend İnternet Hizmetleri Ltd Şti tarafından hazırlanmaktadır. Veriler gecikmelidir. finanstrend.com verilerin sekansı, doğruluğu ve tamlığı konusunda herhangi bir garanti vermez. Veri yayınında oluşabilecek aksaklıklar, verinin ulaşmaması, gecikmesi, eksik ulasması, yanlış olması, veri yayın sistemindeki performansın düşmesi veya kesintili olması gibi hallerden oluşan herhangi bir zarardan finanstrend.com sorumlu değildir. BİST, verinin sekansı, doğruluğu ve tamlığı konusunda herhangi bir garanti vermez. Veri yayınında oluşabilecek aksaklıklar, verinin ulaşmaması, gecikmesi, eksik ulaşması, yanlış olması, veri yayın sistemindenki performansın düşmesi veya kesintili olması gibi hallerde Alıcı, Alt Alıcı ve/veya Kullanıcılarda oluşabilecek herhangi bir zarardan BİST sorumlu değildir. Finansal veriler Matriks araciligiyla saglanmaktadir. BİST verileri Matriks tarafından sağlanmaktadır ve 15 dakika gecikmelidir. BİST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BİST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BİST'ye ait olup, tekrar yayınlanamaz. Bu sayfada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

    BİST Uyarı