SANAL PORTFÖYÜM
ABD Doları
3.6551 -0.59
Euro
4.3370 0.04
Euro-dolar
1.1848 0.52
Dolar-yen
112.47 -0.41
BİST-100
108222.99 1.21
BİST-30
132739.35 1.31
Altın
1289.49 0.66
Altın Gramı
151.52 0.06
Brent Petrol
57.52 -1.13
Gümüş
17.19 1.18
Ayrışma (de-coupling) sona mı erdi?

MURAT ÜLGEN

HSBC Bank Başekonomisti

Ayrışma (de-coupling) sona mı erdi?

2007 yılının başında Amerika'daki yüksek riskli konut kredilerinden kaynaklanan sorunlar geçen senenin yaz aylarında diğer kredi piyasalarına sıçrayıp para piyasalarını da paralize edince ilk tepki, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu gelişmekte olan piyasaları sarsan sert bir satış dalgası olmuştu. Daha sonraları gelişmekte olan piyasaların hala yüksek büyüme ivmelerini devam ettirecekleri beklentisi ve Amerika'da yaşanan sıkıntılara neden olan yüksek riskli konut kredileri ile kredi türev ürünlerinin bu ülkelerin mali piyasalarında göreceli olarak çok daha az yer bulması gibi nedenlere gelişmekte olan piyasalar temel (gelişmiş) piyasalardan, özellikle de bono/tahvil ve döviz kuru performansı bazında bir müddet farklı işlem gördüler. Kimi zaman gelişmekte olan piyasaları 'yeni güvenli limanlar' statüsüne bile çıkartan bu algılama farkının temelinde, Amerika önderliğinde gelişmiş ülke ekonomilerinin ivme kaybedeceği, gelişmekte olan ülkelerin ise önceki yıllara oranla bir miktar daha az da olsa göreceli olarak gene hızlı büyüyebilecekleri beklentisiydi. Diğer bir deyişle, küresel büyümenin Amerika önderliğindeki motoru yavaşlarken bu ülkeler takviye güç olacaklardı. Bu takviye güç beklentisinin merkezine de Çin ve Hindistan önderliğinde Asya ülkeleri oturtuldu. Peki son bir iki haftanın piyasa hareketleri bu beklentinin bittiğini mi söylüyor? TEKNİK AYRIŞMA, TEMEL AYRIŞMA Ayrışma fikri en başından beri kulağa iddialı geliyordu ve çok fazla eleştiri topluyordu. Son iki haftanın piyasa hareketiyle taraftar sayısı da azaldı. Peki ama yukarıdaki mantık zincirini tersine çevirirsek bu son durum, gelişmekte olan ülke ekonomilerinin de Amerika veya gelişmiş ekonomiler gibi aynı hızda yavaşlayacağına mı işaret ediyor? Yani Amerika bir ekonomik durgunluğa doğru gidiyorsa, gelişmekte olan ülkelerin kaderleri de benzer şekilde mi olacak, ekonomik büyüme momentumları keskin bir şekilde azalacak mı? Eğer bu yargı doğruysa, son üç-dört aydır ABD büyümesinin aşağı yönlü revizyonlarına yakında gelişmekte olan ülkeler de katılacak demektir. Bu durumda, aslında de-coupling dediğimiz olgu bir gecikmeden (lag) ibaret olabilir ve gelişmekte olan ülkeler, temel ülkeler ile yeniden tam birleşme (full re-coupling) sergileyebilirler. Yukarıdaki kötümser görüşün karşıt tezi, son iki haftanın piyasa hareketi ile gözlediğimizin aslında Amerikan piyasalarında bir süredir gözlenen zayıflığın, Avrupa, Asya ve diğer gelişmekte olan ülkelerin piyasalarına yansıması olduğudur. Piyasa hareketlerinin ötesinde, özellikle Asya ekonomilerinin temellerinin güçlü olması bir nevi temel ayrışmanın (fundamental de-coupling) aslında devam ettiği, piyasalardaki paralel etkilerin teknik birleşme (technical re-coupling) olduğu önermesidir. Dolayısıyla ayrışmadan bahsederken bunu teknik yani piyasa performanslarının ayrışması ve temel yani ekonomik performansların ayrışması şeklinde farklı irdelemek daha doğru olabilir. Tabi ki etkin piyasaların, ekonominin temel göstergelerindeki gelişmeleri fiyat hareketlerine hemen yansıtmaları beklenir ama belli dönemlerde piyasaların yatırımcı psikolojisi veya davranışsal finans öngörüleri ile hareket ettikleri de doğrudur. Detaylandırmak gerekirse, yukarıda belirtildiği gibi ayrışma görüşünün tam merkezine oturtulan Asya ülkelerinin temel ekonomik göstergelerinde henüz bir bozulma gözlenmemektedir. Henüz iki gün önce açıklanan en son verilere göre Çin ekonomisi geçen senenin dördüncü çeyreğinde %11,2 büyümüştür. Bu oran üçüncü çeyrekteki %11,5 büyüme hızına çok yakındır, aradaki fark istatistiksel hata olarak kabul edilebilir. Evet, belki Amerikan ekonomisindeki yavaşlama belirli bir gecikme ile Asya ve Çin ekonomilerini olumsuz etkileyecektir, ama Amerikan ekonomisinin büyüme beklentisi son altı aydır ekonomistler tarafından sürekli aşağıya revize edilirken, aynı yaklaşım Asya veya diğer belli başlı gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri için sergilenmemektedir. Tüm bunlara ek olarak, Amerikan Merkez Bankası FED'in yüklü faiz indirimleri, kurları serbest dalgalanan Asya ekonomilerindeki parasal koşulların göreceli olarak sıkılaşmasına yol açmıştır. Bu ülkeler yüksek faiz farkından dolayı gelebilecek spekülatif sermayeyi engellemek için, enflasyon dinamiklerinin el verdiği ölçüde para politikasını gevşetmek zorunda kalacaklar. Kuru dolara sabitlenmiş ülkeler ise zaten para politikalarında bağımsız olamayacakları için FED'in faiz indirimi sonrasında, kendi politika faizlerini de indirmek zorunda kalacaklar, aksi taktirde gene spekülatif sermaye çekecekler. Dolayısı ile büyüme ivmesi Çin ve Hindistan önderliğinde yüksek olan Asya ülkeleri bir de parasal gevşeme yaşayabilirler. Bunun sonucunda bölge ekonomileri daha fazla stimüle edilebilecekleri gibi enflasyon sorunu da muhtemelen daha karmaşık bir hal alacaktır. Amerika'nın keskin zayıflaması ve para politikasının gevşetilmesi ihtimali, bu ekonomilerin büyüme dağılımını dış talepten iç talebe doğru kaydırabilir. Bu kadar yüksek belirsizlik arasında önümüzdeki dönemin ne getireceğini kestirmek gerçekten zor ama realite, genelde olduğu gibi iki üç senaryonun, yani tam ayrışma ve tam birleşmenin ağırlıklı ortalaması şeklinde gerçekleşebilir. Ne temel ekonomik göstergelerin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için tam olarak ayrıştığı, ne de tamamen birleştiği bir ekonomik konjonktür bizi bekliyor olabilir. Bu durumda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin piyasalarının performansları da birbirleri ile bir noktaya kadar benzerlik gösterecektir. Burada benzerlikten kastımız sadece hisse senetleri piyasalarının korelasyonu değildir. Örneğin gelişmiş ülkeler için finansal piyasa yatırımcıları öncelikli olarak hisse senetleri endeksine odaklanırken, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu portföy stokunun yüksek olduğu ülkelerde öncelikli takip edilen piyasa göstergesi döviz kuru olmaktadır. Dolayısı ile ayrışma ve birleşme yargılarını test ederken, her piyasanın 'bellweather' diye tabir edilen barometre niteliğindeki göstergelerine bakmak daha uygun düşmektedir. Tüm bunları özetlemek gerekirse, Amerikan ekonomisinde görülebilecek potansiyel durgunluk, gelişmekte olan ülkeler için ekonomi tarihinin geçmiş dönemlerindeki kadar şiddetli bir deprem dalgasına yol açmayabilir.

Yazarın Diğer Yazıları

Ayrışma (de-coupling) sona mı erdi?

  • Yasal Uyarı

    finanstrend.com, İstanbul Ticaret Odası'na kayıtlı olan Finanstrend İnternet Hizmetleri Ltd Şti tarafından hazırlanmaktadır. Veriler gecikmelidir. finanstrend.com verilerin sekansı, doğruluğu ve tamlığı konusunda herhangi bir garanti vermez. Veri yayınında oluşabilecek aksaklıklar, verinin ulaşmaması, gecikmesi, eksik ulasması, yanlış olması, veri yayın sistemindeki performansın düşmesi veya kesintili olması gibi hallerden oluşan herhangi bir zarardan finanstrend.com sorumlu değildir. BİST, verinin sekansı, doğruluğu ve tamlığı konusunda herhangi bir garanti vermez. Veri yayınında oluşabilecek aksaklıklar, verinin ulaşmaması, gecikmesi, eksik ulaşması, yanlış olması, veri yayın sistemindenki performansın düşmesi veya kesintili olması gibi hallerde Alıcı, Alt Alıcı ve/veya Kullanıcılarda oluşabilecek herhangi bir zarardan BİST sorumlu değildir. Finansal veriler Matriks araciligiyla saglanmaktadir. BİST verileri Matriks tarafından sağlanmaktadır ve 15 dakika gecikmelidir. BİST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BİST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BİST'ye ait olup, tekrar yayınlanamaz. Bu sayfada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

    BİST Uyarı